KULLANICI GİRİŞİ

KAYIT OL
KAYA TIRMANIŞI, ALMANYA, NURDOĞAN AYDOĞDUULUDAĞ, BURSA, NURDOĞAN AYDOĞDUAYVALIK, BALIKESİR, AYLA AYANLARDATÇA, MUĞLA, EROL AYANLARKARAGÖL, BORÇKA, ARTVİN

Sayfamız Türkiye'nin en büyük tanıtım ve doğa sporları sayfası olup ülkemiz tanıtımına hizmet etmektedir. Gezginlerin gönüllü destekleriyle arşivimiz her geçen gün büyümektedir. Henüz gezi faaliyetleri yapmamaktayız... Üye olup yazı veya fotoğrafla siz de destek verebilirsiniz...

TURİZMİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ VE EKOTURİZM

Yrd.Doç.Dr. Gül GÜNEŞ

Atılım Üniversitesi

İşletme Fakültesi

Turizm İşletmeciliği Bölüm Başkanı

E-posta: ggunes@atilim.edu.tr

 

Turizm, insanların yaşadıkları ve çalıştıkları yerler dışındaki alanlara geçici olarak hareketlerini, bu alanlarda konaklamaları esnasında gerçekleştirdikleri aktiviteleri ve kişilerin gereksinimlerini karşılamak için yaratılan olanakları kapsar. Dünya ülkeleri tarafından yıllardır turizmin ekonomik yararlarına öncelik verilmiş, hem ülke hem de bölge kalkınmasında en önemli araçlardan biri olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle turizm, özellikle az gelişmiş bölgelerde teşvik edilmiş ve yönetimlerin büyük desteğini görmüştür. Turizm faaliyetlerinin birçok ekonomik faaliyetle doğrudan ve dolaylı ilişkisi ve bu faaliyet alanlarında da ekonomik gelişmeyi uyarabilecek kapasitede olması, sektördeki gelişmenin önemini daha da arttırmaktadır.

Günümüzde de turizm gelirlerinin ülke ekonomilerindeki payı giderek artmakta, gelirler yükselmektedir. Söz konusu gelirden daha fazla pay alma konusunda turizm bölgeleri arasındaki rekabet ise gün geçtikçe şiddetlenmektedir. Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre; 1950-2007 yılları arasında tüm dünyadaki uluslararası turist varışları, 25 milyondan 903 milyona ulaşmıştır. 1950’lerde söz konusu turist varışlarının yüzde 98’ini yalnızca on beş destinasyon paylaşmaktayken, günümüzde bu destinasyonlar, gelişmekte olan ülkelerdeki yeni cazibe merkezlerinin de tercih edilir hale gelmesiyle birlikte çeşitlilik göstermeye başlamıştır. Turizme ilişkin tüm veriler, özellikle yirminci yüzyılın sonlarından itibaren önemli bir ekonomik faaliyet alanı olan bu sektörün, önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğini göstermektedir. Dünya Turizm Örgütü (UNWTO), uluslararası turist varışlarının 2010 yılına kadar 1 milyara, 2020’de ise 1.6 milyara ulaşacağını öngörmektedir.

Bu bağlamda, Dünya Turizm Örgütü 2008 verilerine göre gerek uluslar arası turist varışları gerekse turizm kazançları bakımından dünyanın ilk on ülkesi arasında yer alan Türkiye için, turizmin sürdürülebilirliğinin önemi tartışılmaz bir gerçek haline gelmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan Türkiye Turizm Stratejisi (2023) Eylem Planında (2007-2013) da bu noktadan hareketle doğal, kültürel, tarihi ve coğrafi değerlerin koruma-kullanım dengesi içinde kullanılması ve turizm alternatiflerinin geliştirilerek ülkenin turizmden alacağı payın arttırılmasına yönelik hedefler belirlenmiştir.

Son yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünyada beklenen büyüme ve gözlemlenen yeni eğilimler turizmi oldukça stratejik bir konuma getirmiştir. Çünkü turizm, ziyaret edilen yerin kaynak değerlerine daha saygılı ve ilgili turistleri hedef edinen sürdürülebilir turizm ve ekoturizm yaklaşımları içinde ele alındığında, kendisine kaynak oluşturan alanların sürdürülebilirliği ile yerel halkın refahına katkıda bulunabilmektedir.

Ancak bu faydaların sağlanabilmesi için turizm faaliyetlerinin uzun vadeli, sürdürülebilir yaklaşımlar içinde, dikkatli bir şekilde planlanması, yönetilmesi ve izlenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, turizm faaliyetlerinin olumsuz etkileri nedeniyle bu alanların korunması yerine daha fazla bozulmaları söz konusu olacaktır. Özellikle ekonomik nedenlerle kitle turizmini destekleyen ülkelerde zaman içinde yaşanan deneyimler, turizmin yöredeki sosyal yapı, doğal kaynaklar ile kültürel değerler üzerinde olumsuz etkiler ortaya koyabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, her ne kadar yeryüzündeki tüm toplumlar için turizm gün geçtikçe önemli hale gelse de sürdürülebilir gelişimine olan gereksinim halen güncelliğini korumaktadır.

Ülkemizi ziyaret eden turistlerin büyük çoğunluğu halen, yaz aylarında ve belli yörelerde yoğunlaşan “Deniz-Güneş-Kum” turizmi nedeniyle gelmektedirler. Ancak, kitle turizmi anlayışı ile hazırlanan paket turlar ve kısa vadeli yaklaşımlarla pazara sunulan otellerde yer alan her şey dahil sisteminin yarattığı etkiler, ülkemizde yoğun olarak hissedilmeye başlamıştır. Çünkü söz konusu yaklaşım ülkemizi, konakladıkları otelden dışarı çıkmayan, ziyaret ettikleri yöredeki yerel topluluk ve kültürel yaşantısı hakkında ilgili olmayan, daha az eğitimli ve daha düşük gelir seviyesine sahip bir turist kitlesine hizmet eder hale getirmiştir. Ayrıca bu anlayışta turizm, kısa vadeli ve ekonomik kar odaklı bir yaklaşım içinde ele alındığından, turistlere sunulan hizmetin kalitesinde de giderek düşüş yaşanmaktadır. Sonuçta, kitle turizmine konu olan turizm hareketleri, turizmin ülkemizde uzun dönemde sürdürülebilirliğini ve kendisine kaynak oluşturan doğal, tarihi ve kültürel kaynakların korunmasını tehlikeye atar hale gelmiştir. Diğer yandan, kitle turizminin doğal değerler üzerinde yarattığı tahribatın ötesinde, ziyaret edilen alandaki yöre halkı için de pek çok olumsuz etkiyi beraberinde getirdiği bir gerçektir.

Oysa ülkemiz, sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel kaynaklarının zenginliği ile turizmdeki yeni eğilimlerden, eğitim, eğlence ve heyecan unsurlarının ön plana çıktığı sürdürülebilir turizm ve ekoturizm için bulunmaz bir cennettir.  Ülkemizde (yaklaşık 10.000) tüm Avrupa ülkelerinin (yaklaşık 12.000) dörtte üçünden fazla bitki varlığının bulunması ve bunların yaklaşık 3 bininin Türkiye endemiği, yani yeryüzünde yalnızca Türkiye’de yaşıyor olması bile bu potansiyeli değerlendirmemiz için oldukça önemli nedenlerden birisidir.

Geleneksel turizm ile kıyaslandığında sürdürülebilir turizm; yerel halkın yaşam kalitesini geliştirme, ziyaretçiler için iyi kalitede bir deneyim sağlama, çevrenin kalitesini hem yerel halk hem de ziyaretçilere bağlı olarak koruma ve devam ettirme gibi ilkeleri sağlayan ekonomik bir gelişim modeli olarak tanımlanabilir.

Doğayı temel alan turizm yaklaşımı içinde hızla büyüyen ve sürdürülebilir turizmin alt kategorisi olarak adlandırılabilen ekoturizm ise, yerel halkın refahın sürekliliğini sağlama ve çevre koruma amacıyla doğal alanlara yapılan sorumlu bir seyahattir. Ekoturizmde, yaban yaşamının gözlemlenmesi, gönüllülük esasına dayalı çalışmalar vb. nin yanı sıra yerel kültürlere de yoğun ilgi söz konusudur. Yerel halkın yaşam tarzı, gelenek ve görenekleri, yöreye özgü yiyecek ve içecekler, yerel ürün ve hizmetlerdeki çeşitlilik, söz konusu seyahatleri oldukça cazip kılmaktadır.

Uluslararası Ekoturizm Topluluğu (TIES) tarafından yapılan araştırmalarda,  deniz-güneş turizmi pazarının “doygunluğa” ulaştığı ve yatay bir seyir izlediği, buna karşın deneyim kazanmaya yönelik olan turizm çeşitlerinin (sürdürülebilir turizm, ekoturizm, doğa turizmi gibi) gelecek on yıl içinde büyük bir gelişme kaydedeceği ortaya konmaktadır. Ayrıca, ekoturistlerin 35-54 yaş grubunda, yüksek eğitimli, ortanın üzerinde geliri olan kişiler oldukları; doğa ve kültürün yanı sıra gastronomiye ilgi duydukları belirtilmektedir. Ekoturizme ilişkin araştırmalara göre, her şey dahil paket turlardan elde edilen gelirin % 80’i havayolları, oteller ve diğer uluslar arası şirketler tarafından paylaşılmasına karşın, ekoturistler genellikle yöresel satın alma ve kiralamalar yaptıkları için, gelirlerinin bazen % 95’i oranında yerel ekonomiye katkı sağlamaktadırlar. Ekoturizm gelirlerinin büyük ölçüde yöre insanına geri döndüğü ve bu insanların daha çok turistlere yiyecek, içecek, konaklama, taşıma, rehberlik gibi hizmetleri sunan yöre halkı oldukları düşünüldüğünde, sürdürülebilir turizm ve ekoturizmin bu insanlar için ne derece önemli olabileceği gayet iyi anlaşılmaktadır. Bu sayede yöredeki sürdürülebilir geçim kaynakları ön plana çıkartılmakta, doğal kaynakların aşırı kullanımı önlenmekte ve sürdürülebilir olmayan geçim kaynaklarına alternatifler ortaya konmaktadır. Bu da turizme konu olan kaynakların, dolayısıyla turizmin sürdürülebilirliği bakımından büyük bir şanstır.

Bugün ülkemizin değişik bölgelerinde özellikle sürdürülebilir turizm ve ekoturizm  kapsamında yerel ekonomiye katkı sağlayan uygulamaların bulunması sevindirici bir durumdur. Kastamonu-Azdavay-Zümrüt Köyü’nde ekoturizm kapsamında gerçekleştirilen uygulama bunlardan birisidir. Zümrüt köyü, kırk sekiz haneli olup, ana geçim kaynağı ormancılık iken,  Küre Dağlarının milli park ilan edilmesiyle bu faaliyet alanı daralmış ve köyde belirli bir sosyo-ekonomik düzeyin sürdürülebilmesi için ek geçim kaynaklarının geliştirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Köyde, KED (Kastamonu Ekoturizm Derneği) ve GEF Küçük Destek Programı öncülüğünde başlatılan ekoturizm uygulamasıyla, çoğunlukla Küre Dağları Milli Parkı’nı ziyaret etmek amacıyla alana gelen turistlere yerel ürün ve hizmetler sunulmaktadır. Yöreye özgü kıyafetlerini halen günlük hayatlarında giymekte olan kadınlar, kıyafetleri ve iletişim becerileriyle de oldukça ilgi çekmektedirler. Bu sayede, turistlerle yöre insanını biraraya gelmekte, karşılıklı iletişim sağlanmakta, yöreye toplumsal ve ekonomik fayda sağlanırken kaynak değerlerinin korunmasına yardımcı olunmaktır. Zümrüt Köyü sakinleri, bölgedeki ekoturizm faaliyetlerden birinci derecede fayda sağlamaktadırlar. Bu sayede geçmişte çok ağır şartlardaki orman işçiliği ile geçimini sağlayan yöre halkının, nispeten daha rahat olan ekoturizm hizmet sektörü sayesinde ikinci bir geçim kaynağına kavuşması mümkün olmuştur.  En önemlisi, köy ürünleri değerlendirilmiş ve köy evlerinde konaklama hizmeti sunulmaya başlanmıştır. Ayrıca, köylüler reçel, pekmez, bakliyat gibi köyün gıda ürünlerini ve ürettikleri el sanatlarını pazara bile götürme gereği olmadan doğrudan köyde bulunan ziyaretçi merkezinde satma imkânı bulmuşlardır. Sayılanlara ilaveten, köye gelen ekoturizm gruplarına yöresel yiyecek ve içeceklerden (gözleme, kol böreği, helva, ot kavurma, ot yapraklarından yapılan sarmalar, bulgur pilavı, ayran, pekmez suyu içecekleri gibi) oluşan yemekler hazırlayarak sunmaya ve bu hizmetten gelir elde etmeye başlamışlardır. Uygulamada, ziyaretçilerin ödemelerini evin kadınına yapmaları teşvik edilmektedir.

Söz konusu başarılı ekoturizm uygulamaları, Kemer ilçesine bağlı Olimpos-Çıralı’da, Balıkesir-Edremit Kaz Dağı Milli Parkı ile Antalya-Köprülü Kanyon Milli Parkı çevresindeki yerleşimlerde, Artvin-Camili’de, Karadeniz Bölgesi’nin eşsiz yaylalarındaki yerleşimlerde ve ülkemizin değişik yörelerinde de başarılı bir şekilde yürütülmektedir.

Ülkemizde turizmin ve ona kaynak teşkil eden değerlerin sürekliliğinin sağlanması ve bu kaynak değerlerin gelecek nesillere aktarılabilmesi için oldukça önemlidir. Bu nedenle,  sürdürülebilir turizm ve ekoturizme ilişkin uygulama örneklerinin arttırılması ve ziyaret ettikleri alanın doğal, kültürel ve tarihi kaynak değerlerine saygılı ve ilgili, eğitimli, orta ve üzeri gelir seviyesine sahip turist kitlelerinin hedeflenmesi gerekmektedir. Bu çalışmalar gerçekleştirilirken ayrıca, turizmin yalnızca yerel ekonomiyle doğru şekilde bütünleştirildiği zaman beklentileri karşılayacağı, yöre halkı ile diğer ilgi gruplarına fayda sağlayacağı ve onları güçlendireceği unutulmamalıdır.  Bu nedenle turizme konu olan mal ve hizmetlerin yerel kaynaklı olması, küçük girişimlerin desteklenmesi,  kararların yerel katılım ile alınması, turizmin uzun vadede, sürdürülebilir yaklaşımlar içinde ele alınması, turizm faaliyetlerinin dikkatli bir şekilde planlanması, yönetilmesi ve izlenmesi de gerekmektedir. Çünkü her ne kadar ekonomik açıdan kalkınması gereken alanlar için sürdürülebilir turizm gelişimi değerli bir seçenek olsa da, turizmin doğanın korunması için ortaya konan ana hedeflere ulaşılması garanti edildiği takdirde teşvik edilmesi gerektiği şüphe götürmez bir gerçektir.

Yararlanılan Kaynaklar

Beunders, N., Klep, R., Tapaninen, M. ve Güneş, G. (2007). Türkiye’deki Korunan Alanlar ve Çevresinde Sürdürülebilir Turizm Gelişim Stratejisi Rehberi. T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Dumat Ofset Matbaacılık San. Tic.Ltd.Şti., 120s., Ankara.

Buluş, B.Z. (2006). Eski Köye Yeni Adet. Yesil Ufuklar,  REC. Yıl:2, Sayı:2, Nisan.

Eagles, P.F.J., McCool, S. F. and Haynes, C.D. (2002). Sustainable Tourism in Protected Areas: Guidelines for Planning and Management. IUCN Gland, Switzerland, UK. xv + 183pp.

Gunes, G. and Hens, L. (2007). Ecotourism in Old-Growth Forests in Turkey: The Kure Mountains Experience. Mountain Research and Development, Vol 27. No: 3.

IUCN, (1996). Tourism, Ecotourism, and Protected Areas: The State of Nature-Based tourism Around the World and Guidelines for its Development. Gland, Switzerland.

Tourism Highlights 2008 Edition (www.unwto.org- erişim tarihi 19.10.2008).

Nerede Kalınır

Bizim Gezginleri Sizin Tesislerde Ağırlamak İstiyoruz. Tesisinizin yerini ayırmak istemez misiniz?
Bizim Gezginleri Sizin Tesislerde Ağırlamak İstiyoruz. Tesisinizin yerini ayırmak istemez misiniz?ANKARA