KULLANICI GİRİŞİ

KAYIT OL
SAMSUN, EROL AYANLARDÜDEN ŞELALESİ, ANTALYA, EMRE GÜZELGÜNKazankaya Kanyonu, Yozgat, ben1gezginimGERZE, SİNOP, ALEV URHANİĞNEADA, KIRKLARELİ, EROL AYANLAR

Sayfamız Türkiye'nin en büyük tanıtım ve doğa sporları sayfası olup ülkemiz tanıtımına hizmet etmektedir. Gezginlerin gönüllü destekleriyle arşivimiz her geçen gün büyümektedir. Henüz gezi faaliyetleri yapmamaktayız... Üye olup yazı veya fotoğrafla siz de destek verebilirsiniz...

SÜMELA MANASTIRI, TRABZON

Trabzon’un 54 kilometre güneyindedir. Maçka İlçesi sınırları içerisinde yer alan Sümela Manastırı, Meryem Ana vadisinden 1628 metre yüksekliğindeki bir mağaranın içerisine yapılmıştır. Sümela Manastırının kuruluşu çok eski yıllara tarihlendirilmiştir. Manastırın bilimsel olarak tespit edilebilen tarihi VIII. yüzyıla inmektedir. O yıllarda Trabzon’da Komnenosların egemen olduğu ve III. Aleksios Komnenos’un bu manastıra ilgi gösterdiği bilinmektedir. Manastırın dış kapısı üzerindeki 1360 tarihli beş satırlı yazıtta da İmparatorun doğu ve batının hakimi ve bu manastırın kurucusu olduğu yazılıdır. Ayrıca 1361 yılındaki bir güneş tutulmasını imparator Sümela’da karşılamış, bu olayı yansıtan güneş resmi sikkelerinin bir yüzüne basılmıştır. Bütün bunların yanı sıra İmparator III. Aleksios 1365 tarihli bir emirname ile manastırın tüm gelirlerini düzenlemiş ve Trabzon’a Türklerden gelecek tehlikeye karşı keşişlerin uyanık olmalarını istemiştir. Bu da Sümela Manastırının yalnızca dini merkez olmadığını, stratejik konumundan ötürü gözetleme görevini üstlendiğini kanıtlamıştır. Osmanlı döneminde, Osmanlı padişahları Sümela Manastırı’nın tüm haklarını koumuşlardır. Fatih Sultan Mehmet manastırın haklarını koruduğunu açıklayan fermanlar düzenlemiştir. Sultan II. Beyazıt, Yavuz Sultan selim, Sultan III. Murat, Sultan İbrahim, Sultan IV. Mehmet, Sultan II. Süleyman, Sultan III. Ahmet gibi Osmanlı padişahları da Sümela ile ilgili çeşitli fermanlarda bulunmuşlardır. XVIII. yüzyılda Sümela Manastırı ile Voyvodalar ilgilenmiş, harap olan birçok bölümlerini baştan yapmışlardır. Bu arada İgnatios isimli bir başpiskopos 1749 yılında manastır ve kayaların üzerini freskolarla bezemiştir. XIX. yüzyılda manastır en zengin ve görkemli yıllarını yaşamıştır. Sümela Manastırı doğal ve oldukça geniş, yüksek bir mağara içerisine önü duvarlarla örülerek yapılmıştır. Manastır ilk yapılışından sonra birbirini izleyen yapılarla büyük bir yapı topluluğu görünümü almıştır. XIX. yüzyılda mimari yönden çok zenginleşmiş ve yeni yapılarla son derece görkemli bir görünüme kavuşmuştur. Dik merdivenlerle çıkılan ve sonra aşağıya inilen girişin yanlarında koruyucuların hücreleri yer almaktadır. İç avlu da dağın yamacına bitiştirilmiş, ocaklı mutfaklar, yukarıdaki kayalardan sızan kutsal suyun toplandığı su haznesi vardır. Bunu merkezi oluşturan kovuk arasına yerleştirilen iki katlı bir yapı izlemektedir. Manastırın odak noktasını oluşturan mağaranın önünün bir duvar ile örülmesi ve buradaki şapel kompozisyonu tamamlamaktadır. Bunları irili ufaklı düzensiz biçimde yapılmış birçok hücre ve şapel sınırlamaktadır. Son derece düzensiz, yığma moloz taşlardan yapılan bu binaların üzerlerinin eski resimlerden anlaşılacağı gibi ahşap elemanlarla tamamlandığı görülmektedir. Avlunun sağında, vadiye bakan alanda 1860 yıllarında yapıldığı sanılan misafir hücreleri ile kütüphane yer almaktadır. Bugün önü tamamen yıkılmış olan kütüphane duvarlarına oldukça iri harflerle yazılmış “Bibliotheka” sözcüğü okunmaktadır. Manastırın eski resimlerinden bu yapıların avluya bakan yüzlerinde, birbiri üzerine bindirilmiş ahşap konsolların taşıdığı balkonlar ile sundurmaların yer aldığı görülmektedir. Kütüphanenin hemen yanı başından yükselen doğrudan doğruya yamaca yaslanan, gösterişli bir bina arka plandaki tüm yapıları gizlemektedir. Bu bina manastırda yaşayanların barındıkları ana yapı olup, içeride bir koridorla ikiye ayrılmakta, her iki yanına odalar sıralanmıştır. Üç kattan oluşan yapının içerisi ahşap olduğundan günümüze yalnızca dış duvarları gelebilmiştir. Ancak bugün görülebilen fresklerin altında daha eski tarihlere inebilen örneklerin olması olasıdır. Büyük olasılıkla da erken tarihli freskolar 1740 tarihli onarımda yenilenmiştir. Mağara kilisenin dış yüzü her biri düzgün çerçeveler içerisine alınmış birçok resimlerle bezenmiştir. Bunların büyük bir bölümü çok yıpranmış, bazılarının seçilmeleri güçleşmiştir. Buradaki resimlerin ilk bölümünde evrenin yaratılışına yer verilmiştir. İkinci bölümde şeritler halinde Tevrat ve Tekvin’den alınma sahnelerle karşılaşılmıştır. Özellikle erkek ve kadının yaratılışı, Allah’ın öğütleri, günah işlemeye teşvik, cennetten kovulma, Adem ile Havva görülmektedir. Üçüncü bölümde kıyamet sahnesi, Thomas’ın şüphesi, Mezardaki Melek, Birinci İznik Konsülü, Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesi ve Anastasis sahnesi konu edilmiştir. Bunları izleyen dördüncü bölümün ilk üç panosu anlaşılamayacak kadar harap olmuştur. Haç, Hamsin Yortusu, görünüşün değişmesi, Melek’in Joachin’e görünmesi, Tebşir, Mabet’e takdim ve İsa’nın göğe yükseliş sahnesi bu şerit halindeki freskleri izlemektedir. Güney duvarının dış yüzünde yarıdan fazlası dökülmüş olmasına rağmen bir av sahnesi ile Hz. Meryem’in ölümünden sonra melekler tarafından gökyüzüne götürülüşü resmedilmiştir. Bunların ardından Koimesis sahnesinde Hz. Meryem çiçek desenli oldukça süslü bir yatakta yatmakta, arasında kalan mağara duvarlarında dört sıra halinde azizler ile oranz durumda Hz. Meryem resmedilmiştir. Absidin dış yüzündeki Hz. İsa’nın doğumu, Hz. İsa’nın mabette temsili, Lazaros’un dirilişi; Absidin kuzeyinde Kudüs’e giriş, Hz. İsa’nın çarmıhtan indirilişi, ölümünden sonra yeniden diriliş sahnelerine yer verilmiştir. Öte yandan mağaranın iç yüzünde, 1732’de keşiş Matheos’un yenilediği Aziz tasvirleri ile Oineolu Ressam Savas’ın resmettiği freskler bulunmaktadır tavandaki Panagia Playtytera, Hz.İsa Cebrail resimlerinin yanı sıra kuzey duvarında dört bölümlü geniş bir kompozisyon halinde mahşer panosu işlenmiştir. Mağara içerisindeki en ilginç kompozisyonlardan biri, muhteşem bir tahtta oturan Hz. Meryem’in freskidir. Uzun süre kendi halinde terk edilen manastır 1972 yılında Trabzon Müzesi yönetimine bırakılmış, onarımı yapılarak yok oluşu önlenmiştir.

Nerede Kalınır

Bizim Gezginleri Sizin Tesislerde Ağırlamak İstiyoruz. Tesisinizin yerini ayırmak istemez misiniz?
Bizim Gezginleri Sizin Tesislerde Ağırlamak İstiyoruz. Tesisinizin yerini ayırmak istemez misiniz?ANKARA